SARIKIRMIZIYIZ.BiZ - Galatasaray Taraftar Forumu
Duyurular: Sitemiz yayına başladı - 21.05.2007  - Logo tasarımı ve katkıları için GulTunc'a teşekkür ederiz... 
SARIKIRMIZIYIZ.BiZ Araç Çubuğunu Yüklediniz mi?
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mart 15, 2010, 04:10:27


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İlk Cimbomlular....  (Okunma Sayısı 750 defa)
birolizm
Numaralı
**
Mesaj Sayısı: 90



Üyelik Bilgileri
« : Mayıs 24, 2007, 00:41:51 »

ALİ SAMİ YEN.........................
Sonradan Yen soyadını alan Ali Sami Bey, 20 Mayıs 1886'da İstanbul`un Kandilli semtinde doğdu. Babası, ünlü edebiyatçı Şemsettin Sami'ydi. Galatasaray Lisesi'nde okudu ve futbol oynadı. 1905 yılında Galatasaray Lisesi'nden arkadaşlarıyla birlikte Galatasaray Spor Kulübü'nü kurma kararını aldı ve kulübün bir numaralı kurucu üyesi oldu.
Ali Sami Yen ayrıca Türk futbolunun önde gelen örgütleyicilerinden de biri oldu. Yen, 1923 yılında kurulan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı'nın kurucuları arasında yer aldı ve başkanlığını yaptı. 1924 Paris Olimpiyatlarına katılan Türk kafilesinin başkanlığını yaptı. 1926-1931 yılları arasında Türkiye Milli Olimpiyat komitesinin başkanlığı görevini yürüttü. Galatasaray'da 1905-1918 arasında 13 yıl, 1925'te 1 yıl olmak üzere iki dönemde 14 yıl başkan olarak hizmet verdi. Ali Sami Yen'in sarı kırmızılı kulübe önemli bir katkısı da Galatasaray Müzesi'nin kurulması oldu.
1905 yılında yönettiği Moda-Kadıköy karşılaşması nedeniyle, Ali Sami Yen'in ilk Türk hakem olabileceği de çeşitli kaynaklarda yazılıdır. Mili Takımın Romanya ile yaptığı ilk maçta, teknik adam olarak takımın başında o vardı. Bu görevi de bir süre yürütmüş, yani Türk Milli Takımın ilk teknik direktörü olmuştur. Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali Sami Yen'in adı, takımın maçlarını oynadığı stada verilmiştir. Ali Sami Yen 1951 yılında vefat etti ve Feriköy mezarlığında toprağa verildi.
Ali Sami Yen'in açtığı yoldan pek çok sporcu, teknik adam ve yönetici yetişti. Atletizm, basketbol, voleybol gibi spor dallarının da Türkiye'de gelişiminde önemli roller oynadılar.


Emin Bülent Serdaroğlu......... ( Halep-İstanbul 1886-1942), Babası SERDAR-I EKREM ÖMER PAŞA'dır... Annesi ise MÜŞİR CEMİL PAŞA'nın kızıdır. Galatasaray Futbol Takımının ilk TÜRK kaptanıdır.Galatasaray Spor Kulübü'nün 2 numaralı kurucu üyesidir. Aynı zamanda şairdir.Şair olarak Fecriati Topluluğu kurucularından biriydi.


Fuad Hüsnü Kayacan............ (1879 - 1963) İlk Türk futbolcusu olarak bilinir.
Amiral Hüseyin Hüsnü Paşa'nın oğlu olan Fuad Bey, 1879 yılında İstanbul'da doğmuştur. Deniz Harp Okulu'nda öğrenciyken, Kadıköy ve Moda'da oturan İngiliz ailelerin kendi aralarında kurdukları futbol takımlarından etkilenerek, arkadaşı Reşat Danyal Bey'le birlikte Türk gençlerden oluşan "Black Stockings" (Siyah Çoraplılar) adında bir takım kurdu.
Bu takımın istibdat dönemi hafiyeleri tarafından ilk maçında sahada basılıp dağıtılması üzerine Boby takma adıyla İngiliz takımı olan Cadikeuy (Kadıköy) takımında oynamaya başladı. Cadikeuy ve Moda kulüplerinde üç yıl oynadıktan sonra 1908'de Galatasaray'a geçti ve 3 defa İstanbul Ligi şampiyonluğunu kazandı.
1912'de görevli olarak İngiltere'ye gitti. 1914'de yurda döndükten sonra 3 yıl boyunca Fenerbahçe'de oynadı, daha sonra genel kaptanlık yaptı.
1920'den itibaren gazete ve dergilerde futbolla ilgili yazıları yayınlandı. Fenerbahçe'den tekrar Galatasaray'a döndü ve 1963 yılında Galatasaray Kulübü Divan üyesi iken vefat etti.


Gündüz Kılıç.......... (1919-1980), Türk futbolcu ve teknik direktör.
1919'da İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesine girdi ve futbol kariyerine Galatasaray'da forvet olarak başladı.
Futbola ara verip üniversite eğitimi için 1938'de Almanya'ya gitti.Türkiye'ye döndüğünde yeniden Galatasaray formasını giydi ve iki lig şampiyonluğu yaşadı. 1953'e kadar Galatasaray'da oynayan Gündüz Kılıç, 11 kez Türk milli futbol takımında görev aldı.
1952'de Galatasaray'ın teknik direktörü olarak, 1934 ile 1952 yılları arasında 18 yıl şampiyon olamayan Galatasaray'ı şampiyon yaptı. Takıma aralarında Metin Oktay'ın da bulunduğu birçok yetenekli futbolcu transfer etti. Teknik direktörlüğü döneminde Galatasaray Avrupa Kupasında çeyrek finale kadar yükseldi.
Baba lakaplı Gündüz Kılıç 1980'de vefat etti.


Metin Oktay ..............(1936, İzmir-1991), Türkiye'nin en büyük golcülerinden biri olarak kabul edilen, Taçsız Kral lakaplı Türk futbolcudur.
1954 yılında Yün Mensucat takımından İzmirspor'a transfer olan Metin Oktay aynı sezon 17 gole imza atarak İzmir Profesyonel Ligi'nde gol krallığını ilan etti. Böylece Metin Oktay'ın gol krallığı dönemi başlamış oldu. 1955 yılında Gündüz Kılıç, Metin Oktay'ı 5 yıllık sözleşme karşılığında Chevrolet marka bir otomobil vererek sarı kırmızılı renklere bağladı.
Galatasaray'da oynamaya başladığında henüz 19 yaşındaydı. Fakat genç yaşına rağmen Galatasaray camiasına çabuk ısındı ve daha ilk sezonunda 19 gol atarak İstanbul Ligi gol kralı oldu. Bu sezonda Galatasaray İstanbul Ligi'nde şampiyon oldu. Arada 1961-62 sezonunu İtalya'nın Palermo takımında geçiren Metin Oktay, 1969 yılına kadar Galatasaray forması giydi.
Futbol hayatı boyunca Türkiye Ligi'nde 6 kez gol kralı oldu ve 223 gollük bir rekora imza attı. Ayrıca, 1962-63 sezonunda 26 maçta attığı 38 golle bir sezonda en fazla gol rekorunu kırdı. Bu rekor 1987-88'de Tanju Çolak tarafından kırıldı.
Metin Oktay derbi maçlarının büyük golcüsüydü. 1959'da ağları delip geçen meşhur golüyle birlikte Fenerbahçe'ye tam 18 gol atan Metin Oktay, Beşiktaş'a da 13 gol attı.
36 kez A Milli Takım'da oynayan Metin Oktay bu formayla da 19 gol attı. Hayranlarınca daha çok 'Kral' olarak anılan efsanevi oyuncu, Türk futbol tarihinde pek çok rekor kırdı: En çok gol atan oyuncu (632), birkaç sezon aralıksız en çok gol atan oyuncu (11), tek sezonda en çok gol atan oyuncu (38), uluslararası bir müsabakada en çok gol atan Türk oyuncusu (19).
Taçsız kral 1968-69 sezonunda futbola veda etti. Metin Oktay, futbolu bıraktıktan sonra yine futbolla ilgili çeşitli işler yaptı. 1969-70 sezonunda teknik direktör Toma Kaleperovic'in yardımcısıydı. Sarı Kırmızılı kulüpte yönetici ve menajer olarak görev yapan Metin Oktay'ın son görevi Milliyet gazetesi spor yazarlığı idi. Oktay, Galatasaray ve Bursaspor'da teknik adam olarak da görev yapmıştı. 13 Eylül 1991'de bir trafik kazası sonucu vefat eden Metin Oktay, Galatasaray Spor Kulübü'nün efsaneleşmiş golcülerinden biridir.İsmi ölümünden sonra Galatasaray Spor Kulübünün Florya'daki tesislerine verilmiştir.
Gol krallıkları.........
• 1956-57 İstanbul Profesyonel Ligi 17 gol
• 1957-58 İstanbul Profesyonel Ligi 19 gol
• 1958-59 İstanbul Profesyonel Ligi 22 gol
• 1959 Türkiye Ligi 11 gol
• 1959-60 Türkiye Ligi 33 gol
• 1960-61 Türkiye Ligi 36 gol
• 1962-63 Türkiye Ligi 38 gol
• 1964-65 Türkiye Ligi 17 gol
• 1968-69 Türkiye Ligi 17 gol


Turgay Şeren.......... 15 Mayıs 1932 tarihinde doğdu. Galatasaray Spor Kulübü'nün efsanevi kalecilerinden biridir. Galatasaray'da 1949-1966 yılları arasında oynamış ve Türkiye adına 46 maça çıkmıştır. 1951'de Berlin'de Batı Almanya'ya karşı yaptığı kurtarışlar ile hala hatırlanmaktadır. Bu maçı Türk Milli Takımı 2-1 kazanmıştır. Bu unutulmaz maçtan sonra "Berlin Panteri" (Panther of Berlin) lakabı ile anılmaya başlanmıştır.
Şu anda futbol yazarlığı yapmaktadır.


Fatih Terim.....
Futbola Adana Demirspor'da başladı, 1974 yılında Galatasaray'a transfer oldu. Önceleri orta saha da oynuyordu sonraki yıllar libero oynamaya başladı. 1985 yılnda Galatasaray'da futbolu bıraktı. Hiç şampiyon olamadı ama 3 kez (1976, 1982 ve 1985) Türkiye Kupası'nı kazandı.
51 defa Milli takımda oynadı 32 defa kaptanlık yaptı ve 2 gol kaydetti.
Teknik Direktörlük Kariyeri..........
1987-1989 yılları arasında iki sezon Ankaragücü takımını çalıştırdı. İlk sezonu onuncu, ikinci sezonu altıncı sırada bitirdi. 1989-90 sezonunda 2. lig takımı Göztepe'yi kısa bir süre çalıştırdı. 1996-2000 yılları arasında Galatasaray SK'yi çalıştırdı. Bu zaman zarfında takımına 4 lig şampiyonluğu kazandırdı. 2000 yılında Galatasaray ilk UEFA Kupası'nı ve Super Kupa'yı kazanan ilk Türk takımı oldu ve "İmparator" lakabını aldı.
2000-2001 döneminde İtalya'nın Fiorentina takımını çalıştırdı ve takımını İtalya Kupası'nda finale taşıdı. final maçından birkaç hafta önce takımdan ayrıldığı için kupa sevincini yaşayamadı. 2001-2003 döneminde İtalya en köklü kulüplerinden olan AC Milan'ı çalıştırdı.
2003-2004 yılları arasında Galatasaray'a geri döndü.
Galatasaray'ı çalıştırıken kupa maçında Çaykur Rizespor'dan 5-0, lig maçında ise Fenerbahçe'den 6-0 gibi ağır sonuçlarla yenilmesinin ardından çok büyük itibar kaybetti. 2004 yılında Galatasaray'dan ayrıldı. Galatasaray'dan kovulurcasına gönderilen Fatih Terim milli takımın başına kurtarıcı olarak getirtildi.
Milli Takımdaki Kariyeri.............
Danimarkalı teknik adam Sepp Piontek’in 1990 yılında yardımcılığını yapmaya başladı. 21 Yaşaltı Milli Takımı’nı 1993 Akdeniz Oyunları şampiyonu yaptı. Ekim 1993'de Sepp Piontek'ten boşalan Türk Milli Takımı'nın başına geçti. Fatih Terim'in başında bulunduğu Türk Milli Takımı 1996 yılında Avrupa Şampiyonası'na ilk defa katılma hakkı kazandı. 1996 yılında Türk Milli Takımı'ndan ayrıldı. 2005 yılında tekrar Türk Milli Takımı'nın başına getirildi.
Logged

İsrafil
Global Moderator
Kapalı
*****
Mesaj Sayısı: 902


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Mayıs 24, 2007, 01:00:05 »

GHEORGHE HAGI
İnsan aklının yarattığı teknoloji, akıl almaz boyutlara vardı. Dünyaya sığamayan insan, uzaya yerleşmenin peşinde, hatta eşiğinde. Bu hızlı gelişim gündelik hayatı rahatlatan sonsuz avantajlar fırsatını önümüze sunsa da; götürdüğü, eksilttiği şeyler de oluyor muhakkak ki. Maddiyat, her geçen gün, daha da örseliyor manevi güzellikleri.
Herşey gibi, futbol da ve pek tabii futbolcular da, her geçen gün düzselleşiyor, aynılaşıyor. Giderek rugby'e benzemeye başlayan futbol yakın bir zamanda Pele, Maradona, 5 yıldır izlemeye doyamadığımız Hagi gibi yıldızları yetiştiremeyecek. Dolayısıyla, bazılarımız farkında olamasak da Hagi'ye, sırf, futbolun nesli tükenen eşsiz estetiğinden bize sunduğu bu 5 yıllık resital için dahi, çok şeyler borçluyuz.

"Sen Kim, Hagi Kim?"
İngiltere dönüşü Milli Takım'la yollarını ayıran Fatih Terim, artık Galatasaray'da yapacaklarını düşünüyordu. Düşleri o anda bir o kadar uzak, ama fırsatlar hemen yanındaydı. En büyük fırsat, inançtı...

En önemlisi de onun saha dışındaki liderliğini, maç içinde saha içinde yayabilecek tecrübede ve saygınlıkta bir futbolcuydu. Terim bu ismi ararken, aradığı onu buldu. Bir menajer, Şube Sorumlusu Ergun Gürsoy'a, Hagi teklifini sunmuş, Gürsoy'un cevabıysa "Hagi kim, sen kim!" olmuştu... Sahi; kimdi Hagi?

Demirperde Yılları...
Hagi on yaşında Romanya'nın Constanta takımının alt yapısında, komünizmin ülkeye getirdiği disiplinle yetişmeye başlar. 17 yaşına geldiğinde profesyonel bir futbolcu olarak Constanta'dan Sportul Studentesc'e; 1 yıl sonra da dünya arenasına açılacağı Steau

Bucurest'e transfer olur.

Hagi'den G.Saray'a Gol...
1988-89 sezonunda Mustafa Denizli yönetimindeki Galatasaray, Monaco'yu eleyerek bir ilke imza atmıştı. Yarı finalin coşkusunu yaşayan Galatasaraylılar'ın hedefi ise finaldi, ama önlerinde dönemin efsane kadrolarından biri olan Steau Bucurest vardı. Sarı kırmızılıların Hagi'yle tanışması da o zaman gerçekleşti. Romen ekibi ilk maçta Hagi'nin
bir golü ve iki asisti ile maçı 4-0 kazanarak ümitlerimizi söndürdü. Rövanş maçının Galatasaray'ın cezası nedeniyle İzmir Atatürk Stadı'nda oynanmasından dolayı ise Hagi Ali Sami Yen'in çimlerine ayak basamamıştı.

Avrupa Macerası Başlıyor...
Sovyetlerin dağılmasıyla başlayan süreçle beraber, "demirperde"nin harika çocukları birer birer Avrupa kulüplerinin yolunu tuttu. Hagi'nin ilk durağı Real Madrid'di.
Yetenekleri tartışılamaz olan Hagi takıma uyum sağlayamayınca İtalyan Brescia'ya transfer oldu. Hagi'nin çizmede ve Milli Takım'da olgunlaşan futbolu 2. İspanya seferini başlattı. Real Madrid'de çok sıkıntı çeken ve ırkçı tavırlara maruz kalan Hagi, intikamını çok güzel aldı ve Barcelona'ya transfer oldu. Hagi'nin tek isteği vardı, o da yakın arkadaşı Popescu'nun forma giydiği Barça'da başarılı olup kendini ispat etmek. Ama Romen yıldız istediği ortamı yine bulamadı. Gençlik yıllarının verdiği aşırı disiplinli ve konsantre tavırları , Avrupalı meslektaşlarının hoşuna gitmedi, bu da kişisel sorunlar doğurdu. 8 sezondur yurt dışında forma giyen Hagi, otoriteler tarafından "Karpatların Maradona"sı olarak gösterilmesine rağmen bir türlü aradığı huzuru Barcelona'da da bulamadı..
Lider futbolcu olmanın verdiği mutlak başarı beklentisi büyük bir kupa özlemine soktu Hagi'yi.

Ve Galatasaray...

"Karpatların Maradona"sı önemli bir kararın eşiğindeydi. Barcelona'dan ayrılmayı kafasına koyan Hagi, iyi bir takımdan teklif gelmediği takdirde futbolu bırakmayı dahi düşünüyordu. 30'lu yaşlara girmiş, ama ne mutluluk ne de kupa bulmuştu Avrupa macerasında.
İşte tam bu dönemde Galatasaray'ın devreye girmesi hem onun, hem de sarı kırmızılıların kaderini değiştiren an oldu.

O artık Galatasaraylıydı...
Vanspor maçıyla başlayan Galatasaray dönemi her geçen gün güzelleşti Hagi için. Türkçe öğrendi, herkesle uyum içinde çalıştı ve en önemlisi içindeki liderlik ruhunu takım arkadaşlarına kabul ettirdi. O sezon 34 maçta 2789 dakika forma giydi, 14 Lig, 1 Avrupa Kupası ve 2 Türkiye Kupası olmak üzere 17 gol kaydetti.
Hagi Galatasaray'da aradığı herşeyi; mutluluğu, sevgiyi, başarıyı ve de şampiyonluğu...
Türk futbolunu Avrupa'ya tanıtıyordu Hagi. "Karpatların Maradona"sı Türkiye'deki ilk sezonunda şampiyonluk görmüş, ikinci yılında ise Şampiyonlar Ligi arenasına çıkmıştı.
Galatasaray Şampiyonlar Ligi'nde aradığını bulamadı ama genç futbolcularıyla gelecek için olumlu adımlar attı. Galatasaray'daki ikinci sezonunda 38 maçta toplam 3145 dakika forma giyen Hagi, attığı 7 gol ve asistleriyle şampiyonlukta başrolü oynadı yine. Tek eksik
Şampiyonlar Ligi'nde başarıydı ve bu olay üçüncü şampiyonluğun geldiği 98-99 sezonunda da gerçekleşemiyordu.
Hagi ise Galatasaray'daki en verimli sezonunu 40 maç, 3142 dakika, 14'ü Lig, 1'i Türkiye Kupası ve 3'ü Şampiyonlar Ligi olmak üzere 18 golle yaşıyordu. Sözleşmesini 1 yıl uzatan Hagi'nin aklında tek bir şey vardı: Avrupa'da başarı. ama Şampiyonlar Ligi grubundaki iki Chelsea maçı herkese yine Avrupa hayalinin yine sona erdiğini düşündürdü. Ancak önce

Hertha Berlin'i
Almanya'da, ardından da son 5 dakikada gelen 2 golle Milan'ı Ali Sami Yen'de yenen sarı kırmızılılar gruptan çıkamasa da UEFA Kupası'ndan devam hakkını elde etti. Aylar sonra Hagi ve arkadaşları Kophenhag'da UEFA Kupası'nı havaya kaldırmış, futbol hayatının son baharını yaşayan Hagi de "artık tamam" demişti.

1 Yıl Daha...
39 maçta toplam 2773 dakika forma giyen Hagi 12'si Lig, 2'si Şampiyonlar Ligi, 3'ü UEFA, 1'i Türkiye Kupası VE 1'i de TSYD Kupası olmak üzere toplam 19 gol atmıştı. Yorgundu Hagi. Son yıllardaki ağır tempo onu özellikle kafaca yormuş, bu da giderek sinirli, sürekli hakemlerle, rakiple ve hatta takım arkadaşlarıyla kavga eden birinin ortaya çıkmasına sebep olmuştu. Ama, Fatih Terim gibi bir lideri ve Hakan Şükür ile Arif Erdem gibi iki gol silahını kaybeden Galatasaray'ın, bir de Hagi'siz kalmaya niyeti yoktu. Yöneticiler ileride çok tartışılacak bir karar aldı ve Romen yıldıza garanti para teklif etti. Bu jest Hagi'yi ikna etmeye yetti.
Kafasında futbolu bırakmış olan Hagi, istikrardan yoksun olsa da attığı inanılmaz gollerle vedasını yüceltti sezon boyunca. Fakat hakem Erol Ersoy'la kavga etmesi ve kırmızı kart görünce sergilediği akıl almaz davranışlar, onun gerçekten de dayanacak halinin kalmadığının ispatı oldu. 6 maçlık cezadan faydalanan Hagi "kahraman" olduğu ülkesi Romanya'da ilk jübilesini yaptı. Dünyanın önde gelen futbolcuları, yüzlerce gazeteci ve Romen halkı, futbolun "Son Mohikanı"na veda için Romanya'ya akın etti. Hagi Galatasaray'daki son sezonunu 46 maç, 2777 dakika ve 11 golle tamamladı. beşinci şampiyonluğa kavuşamadı ama Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final
oynama başarısını elde etti.

Ve kaderin tatlı bir cilvesiyle, 5 sezon önce bir Trabzonspor maçıyla merhaba dediği Ali Sami Yen tribünlerine yine Trabzonspor karşılaşmasıyla veda etti, golünü, gollerini atarak, gol paslarını vererek...

Hagi'nin Türk futbolu için önemi, büyük bir yıldız oluşu, inanılmaz golleri, akıl almaz paslarından ziyade; dünya futbolunun kapanmaya yüz tutan"sokak futbolu" güzelliğinin son perdesi oluşuydu.

Teşekkürler Hagi...

HAGININ FUTBOL KARİYERİ   


4 x Romaya Şampiyonluğu
4 x Romanya Kupası : 1986-87, 1987-88, 1988-89, 1989-90
4 x Türkiye Şampiyonluğu
1 x Türkiye Kupası: 1996-97
2 x Super Kupa : 1986, 2001
1 x UEFA Kupası : 1999-2000
2 x Romya Ligi Gol Krallığı: 1984-85, 1985-86

Teknik direktör Olarak;
1 x Türkiye Kupası 2005 (yüzüncü yıl) Kupa finali skor GALATASARAY 5  - F5 1


 

 
Logged

lincoln_21
Numaralı
**
Mesaj Sayısı: 63


YAŞASIN GALATASARAY ve TÜM GALATASARAYLILAR..


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Eylül 05, 2007, 15:18:21 »

YAŞASIN GALATASARAY ve TÜM GALATASARAYLILAR..
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006, Simple Machines LLC

SARIKIRMIZIYIZ.BiZ & 2007

Galatasaray

Clicky

kurallar                 SARIKIRMIZIYIZ.BiZ araç cubugu                hicbitmeyenhikayeler.com              Online DVD Kiralama

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM