|
cimbom-idris
|
 |
« Yanıtla #45 : Aralık 20, 2008, 11:25:01 » |
|
Maksimum memnunluk
Adamin biri yolda giderken gözü , yeni acilan magazaya takilmis ve 'bir gireyim bakalim neler var' demis, girmis magazaya. Guler yuzlu bir tezgahtar adami karsilamis. - Tezgahtar - Buyrun efendim, hosgeldiniz, magazamizi tercih ettiginiz icin tesekkur ederiz. Size nasil yardimci olabiliriz ? Ne bakmistiniz? - Adam - Merhaba. Bana eldiven lazim. - Tezgahtar - Lutfen su bolume gecin, ordaki tezgahtar sizinle ilgilenecek. - Adam - Merhaba. Bana eldiven lazim. - Tezgahtar - Hosgeldiniz, kislik mi , yazlik mi istiysunuz? - Adam - Kislik. - Tezgahtar - Oyleyse lutfen su bolume gecin, ordaki tezgahtar sizinle ilgilenecek. - Adam - Merhaba , bana eldiven lazim. Kislik. - Tezgahtar - Merhaba efendim, deri mi yoksa yun mu ? - Adam - Deri. - Tezgahtar - Oyleyse lutfen su bolume gecin, ordaki tezgahtar sizinle ilgilenecek. - Adam - Merhaba , bana eldiven lazim. Kislik ve deri. - Tezgahtar - Merhaba efendim. Gercek deri mi istiyorsunuz yoksa sahte deri mi ? Adam artik sinirlenmeye baslamis. - Adam - Gercek deri. - Tezgahtar - Su bolume gecin lutfen, ordaki tezgahtar sizinle ilgilenecek. - Adam - Eldiven istiyorum. Kislik ve gercek deri . - Tezgahtar - Tabi, kollarinizi uzatir misiniz, parmaklarinizi da iyice acin. - Adam - Tabi, buyrun. - Tezgahtar - Yandaki bolume gecin lutfen. - Adam - Siz benimle dalga mi geciyorsunuz, ben eldiven istiyorum. Verin de gideyim. - Tezgahtar - Telaslanmayin, siz gercekten nasil bir eldiven ariyorsaniz, size en uygun eldiveni alacaksiniz. Biz sizi maksimum derecede memnun edebilmek icin elimizden geleni yapiyoruz. Eldiveninizin bu paltoya uygun olmasini mi istiyorsunuz ? Adam biraz da bagirarak - Evet Adam bir sonraki tezgahtarin yanina gider. - Adam : Ben kislik, gercek deriden , bu paltoya uygun , bu ellere giyebilecegim bir cift eldiven istiyorum. - Tezgahtar - Tabi efendim. Fermuarli mi olsun, citcitli mi ? - Adam - Fermuarli. - Tezgahtar - Su tezgahtarla gorusmeniz gerekiyor.
Tam bu sirada kapidan iceri bir adam girer. Bir elinde altindan beton parcalari dokulen klozet, obur elinde tuvalet duvarindan birkac parca fayans, bagirir. - Iste bu benim tuvaletim, buda tuvaletimin fayansi, popomu da demin size gosterdim, artik verin su tuvalet kagidini……
( beğendiğinizi umuyorum)
|
|
|
|
|
Logged
|
Her insan ayrı bir çiçektir. Kendisine has rengi ve kokusu vardır ... ** Sevgi ve saygı görmek için 1inci veya 2inci olmak gerekmez . Kendimiz olmak yeter.....
|
|
|
|
cimbom-idris
|
 |
« Yanıtla #46 : Aralık 20, 2008, 12:28:42 » |
|
Benden size .....
Temel gazetede iş ilanını okur ve şirkete gider.
İlanınızı okudum ve geldim.
İki dil bilmiyorum.
askerliğimi de daha yapmadım.
Ben hukuk okudum ,iktisatçı değilim .
Beyefendi !
ilanınızı okudum diyorsunuz .
Biz , iki dil bilen , askerliğini yapmış ve iktisatçı arıyoruz.
Siz bu vasıflara sahip değilsiniz , niçin geldiniz diyince Temel .
- Benden size bir fayda yok diye bildirmeye geldim .......
|
|
|
|
|
Logged
|
Her insan ayrı bir çiçektir. Kendisine has rengi ve kokusu vardır ... ** Sevgi ve saygı görmek için 1inci veya 2inci olmak gerekmez . Kendimiz olmak yeter.....
|
|
|
|
cimbom-idris
|
 |
« Yanıtla #47 : Aralık 22, 2008, 13:18:01 » |
|
Fıkra kümesine buyrun ....
Erzurum'lu iş adamı ....
Bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı bilgisayarı işyerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili bilgi verir ve ayrılır. Aradan bir iki saat geçer, işyerinden telefon: "Kardeşim sizin anlattıgınız kimi yapirem fegat program düzgün çalışmiir." Teknik servis elemanı sorar: "Nasıl yapıyorsunuz?" "Senin anlattıgın kimi." "Hata ne?" "Yazdıgım bilgiler kaydetmeme ragmen saklanmiir." "İşlem basamaklarını tek tek anlatır mısınız?." "Tamam" diyor ve başlıyor anlatmaya... "Programı açirem. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini, birim fiyatını vb. yazirem. Hepsini yazdıhtan sonra senin anlattıgın kimi kayıt bölümüne basirem. Ekrana bir yazı geliir: Kaydetmek ister misiniz? E / H yazısı çıkir. Ben de diyirem Hee..."
****************************
Problem ne .
Ev telefonu hayli yüksek gelince, ev halkı toplanmış ; Baba : ''Yahu bu korkunç bir fatura. Ben bu telefonu asla kullanmıyorum, hep çalıştığım şirketteki telefonu kullanıyorum.'' Anne : ''Aynen ben de. Akşama kadar çalıştığım bankada elimin altında telefon. Ne yapayım bunu.'' Oglan : ''Vallahi ben de şirketimin bana verdiği cep telefonu ile bütün görüşmelerimi yapıyorum.'' Kız : ''E benim de şirket hattim var. Ev telefonunu hic kullanmam ki.'' Herkes aniden evdeki hizmetçiye döner ve cevap arar gözle bakarlar. Hizmetçi : ''Eee. Problem ne o zaman? Sanırım hepimiz iş telefonlarını kullanıyoruz.'' ********************************************* Kafaya koymuş .
Hitler üç esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi. - 'Size soru soracagim, bilirseniz sizi birakacagim' demis. Ingiliz'e sormus - 'Titanik kaç yilinda batti?' Ingiliz hemen cevap vermis : '1912' diye. Hitler göndermis Ilgiliz'i. Fransiz'a sormus bu kez: - 'Titanik'te kaç kisi öldü?' Fransiz cevap vermis : '1050'. - 'Tamam, sen de gidebilirsin' diye özgür birakmis. Ve Yahudi'ye dönmüs; - 'Say lan isimlerini!'
*****************************************
YAMYAMLARIN SINAVI
Birgün bir gemide bulunan Alman Fransız ve Temel geminin batması sonucu bir adaya çıkarlar. Adada bulunan yamyamlar bunları esir alırlar : -Birinizi yiyeceğiz, derler. Sınavı kaybedeni yiyeceklerdir. Herbirine birer maymun verirler en az çocuk yapanı yiyeceklerdir. Aradan bir süre geçer sonuçlar belli olmuştur. Alman 2 Fransız 3 ve Temel'in 1 çocuğu olmuştur. Yamyamlar şaşırmışlardı. Nasıl olurda bir Türk 1 çocukta kalırdı? Bunu duyan Temel hiddetle : -Siz bunun bana dişisini verseydiniz 10 çocuk yapardım ya neyse, demiş.
**********************************************
BİRA
Temel bir seyahate çikmis, otele gitmis ve odasina yerlesmis. Aksam da bir kizla beraber olacakmis. Laz oldugu anlasilmasin diye prova yapmaya karar vermis. -'Pana pir pira.. olamadi' -'Paga bir pira... gene olmadi' -'Bana bir bira' demis ve tamam demis inmis asagiya. Adama demis ki: -'Bana bir bira.' Adam sormus: -'Sen lazmisin?' Temel de; -'Nerden anladin?' -'Burasi resepsiyon, bar karsida..'
***************************************
MEDENİ TÜRK
Gümrük kapısından bir İngiliz , bir Fransız , bir Türk geçmek için bekliyorlarmış . Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış . Önce İngilizin valizine bakmışlar . İçinden 7 adet don çıkmış . 'Niye 7 tane ? ' diyen . 'İngilize sormuşlar . O da ' Haftanın 7 günü var , hepsi için birtane ; Pazertesi , Salı , Çarşamba ...' demiş . 'Vay be ! Helal olsun medeniyete , temizliğe bak adamlardaki' demiş görevliler . Sıra Fransızın valizine gelmiş . Açmışlar bakmışlar 8 tane don.7 yi anladıkta niye 8 tane don ?' diye sormuşlar . 'Hergün için birtane , birtanede ne olur ne olmaz diye aldım ' demiş . 'Vay be ! Adamlardaki temizliğe , medeniyete bak' demiş görevliler . Sıra bizim Temele gelmiş .Açmışlar bakmışlar tam 12 tane don . 'Ne varsa bizim insanımızda var , şu medeniyete şu temizliğe bak'Sormuşlar ' Niye 12 tane ? ' Bizimki ;' Ocak , Şubat , Mart... '
***************************************
* gülümseme ile dolu bir yaşam diliyporum .
|
|
|
|
|
Logged
|
Her insan ayrı bir çiçektir. Kendisine has rengi ve kokusu vardır ... ** Sevgi ve saygı görmek için 1inci veya 2inci olmak gerekmez . Kendimiz olmak yeter.....
|
|
|
|
cimbom-idris
|
 |
« Yanıtla #48 : Ocak 02, 2009, 13:28:59 » |
|
2009 un ilk gülümsemesi
Bill Gates ölmüş ve Tanrının huzuruna çıkmış. Tanrı demiş ki: 'Bill senin durumun hakikaten karmaşık. Seni cennetemi cehenneme mi yollamalı bilemiyorum. Her eve bilgisayar girmesine yardımcı olarak insanlığa katkıda bulundun ama bir yandan da Windows gibi bir rezaleti de yarattın. Ben de senin özel durumuna göre bir şey yapacağım. Cenneti de cehennemi de ziyaret et, hangisine gideceğine, karar ver. 'Tamam' demiş Bill Gates, 'Önce cehenneme bir bakayım.' Ve inmiş cehenneme bir de bakmış berrak sulu bir kumsalda bir sürü güzel kız top oynuyor eğleniyor, güneş parlıyor hava süper. 'Allaah' demiş Bill Gates, 'Cehennem böyleyse Cenneti hakkaten görmek isterim.' Ve cennete çıkmış. Bir bakmış, bulutların üzerinde bir yer, etrafta melekler uçuşuyor, güzelce bir yer ama cehennem kadar değil. 'Tamam' demiş tanrıya Bill Gates, 'Ben cehenneme gitmeye karar verdim.' İki hafta sonra Tanrı cehennemi ziyaret edip Bill Gatesin nasıl olduğuna bakmaya karar vermiş Gitmiş Bill'in yanına, Bill bir duvara zincirlenmiş, alevler içinde karanlık bir mağarada ve zebaniler işkence ediyor. - Nasılsın Bill? - Korkunç! Burası iki hafta önce geldiğim cehennem değil! Kızların oynaştığı o güneşli kumsala ne oldu? -
- Tanrı cevap vermiş: O ekran koruyucuydu!!!!!
* Gülmeli mi , ağlamalı mı !!
GÜZEL YILLAR ....
|
|
|
|
|
Logged
|
Her insan ayrı bir çiçektir. Kendisine has rengi ve kokusu vardır ... ** Sevgi ve saygı görmek için 1inci veya 2inci olmak gerekmez . Kendimiz olmak yeter.....
|
|
|
|
cimbom-idris
|
 |
« Yanıtla #49 : Ocak 06, 2009, 11:46:55 » |
|
Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır. Odasına girdiğinde masada bir biligisayar görür. Karısına e-mail atmaya karar verir. Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir..... tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının ceneze töreninden evine yenidönmüştür ve bilgisayardaki maili görür, arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır. Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.
Kime: Sevgili karıma Konu:Yeni ulaştım. Tarih:16 Mayıs 2004 Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdilkerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Herşey yarın senin buraya geleceğini düşünerek hazırlanmış. Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.
Not: Burası çok sıcak.
|
|
|
|
|
Logged
|
Her insan ayrı bir çiçektir. Kendisine has rengi ve kokusu vardır ... ** Sevgi ve saygı görmek için 1inci veya 2inci olmak gerekmez . Kendimiz olmak yeter.....
|
|
|
|
cimbom-idris
|
 |
« Yanıtla #50 : Ocak 06, 2009, 11:49:32 » |
|
Temel'im ne oluyor !!
Evinde her şeyi eksik 'Fakir Temel' bir vitrine bakakalıp dalınca mağaza sahibi
"Buyrun efendim.." demiş, "Neye bakmıştınız?.."
"Yoo, öylesine baktım işte.." diye cevap vermiş Temel...
"Lütfen söyleyin, yardımcı olalım.."
" Ütü'ye bakmıştım ama param yok, alamam.."
"Bir anlaşma yapalım sizinle.." diye bir teklif getirmiş onun geniş omuzlarından, endamından hoşlanan mağaza sahibi.
"Nasıl?.."
"İçeri girin, arka odada ereksiyon haline geçin, ütüyü sapından oranıza asalım, şayet taşıyabilirseniz ütü sizin olacak..!"
Temel kabul etmiş, arka odaya geçmişler, bir müddet sonra ütü yerine asılmış, bir süre taşınmış ve kazanılmış..
Büyük bir mutlulukla evine gelen Temel durumu biraz da hava atarak eşi Fadime'ye anlatmış..
Akşam yatmışlar, erkeği ile gururlanan Fadime kocasına sokulmuş ama Temel sırtını dönüp uyumuş..
Bu durum 34 gün daha aynen devam edince "Temelim ne oluyor?.." demiş fadime, "Yoksa o olay sakatladı mı seni?.."
"Bana bi 10 gün daha yaklaşma.." diye cevap vermiş Temel,
"Kafayı buzdolabına taktım..!"
|
|
|
|
|
Logged
|
Her insan ayrı bir çiçektir. Kendisine has rengi ve kokusu vardır ... ** Sevgi ve saygı görmek için 1inci veya 2inci olmak gerekmez . Kendimiz olmak yeter.....
|
|
|
|
cimbom-idris
|
 |
« Yanıtla #51 : Ocak 06, 2009, 11:54:51 » |
|
Tren seyahati ....
Temel sehirlerarasi seyahatinde treni tercih etmis ve yatakli olan kompartmana yerlesmis.
Az sonra kompartmana cok guzel bir kadin gelmis ve tanismislar.
Kadin Is bankasinda calisiyormus. Uzun bir sohbetten sonra gece olmus ve yatmak uzere kompartmandaki ranzayi acmislar.
Kadin ust kata, Temelde alt kata yerlesmis. Yatmalarindan 10 dakika sonra kadin pijamasinin ustunu cikartip yere atmis.
Temel bunu gorunce kadinin kendisinden birseyler bekledigini dusunerek kadinin yatagina alttan hafifce vurarak:
- 'Handan Hanım'
- 'Buyrun Temel bey'
- 'Is bankasinin kapilari acildi mi acaba?'
- 'Ne munasebet Temel bey teessuf ederim, bu davranisiniz cok cirkin'
- 'Ozur dilerim Handan Hanım ben sanmistim ki ... !!!'
Yaklasik on dakika sonra kadin pijamasinin altini cikarmis ve yeniden yere atmis.
Temel bunu gorunce cildiracak gibi olmus ve kendini tutamayarak yeniden kadinin yatagina hafifce vurmus.
- 'Handan Hanım'
- 'Buyrun Temel bey'
- 'Is bankasinin kapilari acildi mi acaba?'
- 'Temel bey lutfen kendinize gelin, cok ayip.'
Temel olanlar karsinsinda cok zor durumdaymis ama dayanacak durumda da degilmis.
Yine de sabretmis ancak 5 dakika sonra kadin bu defa camasirinin ustunu cikarmis ve atmis.
Sabredemeyecek durumda olan Temel yeniden ranzaya vurarak:
- 'Handan Hanım'
- 'Buyrun Temel bey'
- 'Is bankasinin kapilari acildi mi acaba?'
- 'Temel bey bu son olsun lutfen, bir daha ayni sey olursa guvenligi cagiracagim.'
Temel buyuk bir hayalkirkligi ile yeniden yatmis. 5 dakika sonra kadin camasirinin altini cikartip yere atmis ve bu defa kadinda istekliymis
ama aradan 10 dakika gecmesine ragmen Temelden ses gelmeyince uyudugunu sanarak endiselenmis ve dayanamayarak seslenmis:
- 'Temel Bey'
- 'Buyrun Handan Hanım'
- 'Temel Bey Is bankasinin kapilari acildi da !!!'
- 'Gerek kalmadi Handan Hanım, biz çeki elden bozdurduk !!!
|
|
|
|
|
Logged
|
Her insan ayrı bir çiçektir. Kendisine has rengi ve kokusu vardır ... ** Sevgi ve saygı görmek için 1inci veya 2inci olmak gerekmez . Kendimiz olmak yeter.....
|
|
|
|
cimbom-idris
|
 |
« Yanıtla #52 : Ocak 06, 2009, 12:04:21 » |
|
Yarın görüşmek üzere !?
** Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, görevi sona erince Konut'u boşaltmış. Bir sabah yaşlı bir adam konutun kapısına gelip sormuş:
- Recep Bey ile görüşmek istiyorum.
Kapıdaki koruma polis memuru:
- Recep Bey artık başbakan değil ve burada oturmuyor.
Yaşlı adam polise teşekkür eder ve ayrılır. Ertesi gün sabah yine aynı yaşlı adam :
- Affedersiniz, acaba Recep Bey ile görüşmem mümkün mü?
Kapıdaki aynı polis :
- Bakın efendim Recep Bey başbakan değil.
Konutu boşalttılar.
Yaşlı adam sesini çıkarmadan arkasını dönerek uzaklaşır. Üçüncü gün, yine aynı yaşlı adam aynı taleple polis memuruna başvurunca...
Tepesi atan memur, adama çıkışarak
'Bakın efendim, bu üçüncü günkü gelişiniz' demiş:
- Size konutun boş olduğunu ve
Recep Bey'in artık başbakan olmadığını
her seferinde söylüyorum.
Bunu anlamaktan aciz misiniz yoksa?
Yaşlı adam 'Ne münasebet evladım?
Bunamış gibi bir halim mi var yoksa?' deyip eklemiş:
- Sadece söylediklerinizi tekrar tekrar
duymaktan çok büyük zevk alıyorum.
Polis esas duruşa geçip selâm durarak:
- Yarın görüşmek üzere efendim!..
|
|
|
|
|
Logged
|
Her insan ayrı bir çiçektir. Kendisine has rengi ve kokusu vardır ... ** Sevgi ve saygı görmek için 1inci veya 2inci olmak gerekmez . Kendimiz olmak yeter.....
|
|
|
|
cimbom-idris
|
 |
« Yanıtla #53 : Ocak 16, 2009, 11:35:51 » |
|
Bunlar taze mi !?
Kıyıya yanaşmış sandalda ki kovanın içinde yüzüp çırpınan balıklara bakıp;
- ''Bunlar taze mi?'' diye sorar .
Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı:
- ''Yok abla, pil takıp oynatıyoruz''
*********************************
Rütbeler ...
Milli Güvenlik dersinde öğretmen olan subay, sınıfın
güzel kızlarından birini kaldırır ve ondan subay rütbelerini
küçükten büyüğe doğru saymasını ister .
''Teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbaşı ve albaşı .''
***********************************
Suyu ısıt
Yaşlı amca hanımına şöyle dedi:
''Hanım suyu ısıt;
olursa olur , olmazsa çay demleriz.''
* * *Gülümsetebildimse ne mutlu bana ....
Sevgimle kalasın.
|
|
|
|
|
Logged
|
Her insan ayrı bir çiçektir. Kendisine has rengi ve kokusu vardır ... ** Sevgi ve saygı görmek için 1inci veya 2inci olmak gerekmez . Kendimiz olmak yeter.....
|
|
|
|
cimbom-idris
|
 |
« Yanıtla #54 : Mart 03, 2009, 12:10:49 » |
|
Temel bu …..
Temel İtalya'da Fiat fabrikasında çalışan bir işçi... Dönemin Sovyet lideri Krusçev resmi bir ziyaret için İtalya'ya gelmiş. Programda Fiat tesisleri de var. Fabrikanın tezgâhları arasında dolaşırken Temel'e rastlamış.
Herkesin gözü önünde ''Vay Temel...'' diye sarılıp kucaklaşmış. Orada ayaküstü sohbet etmişler. Tüm protokol bu dostluktan şaşkın... Konuk gittikten sonra patron Temel'i çağırıp, Krusçev'i nereden tanıdığını sormuş.
Temel 'Hiiç' demiş. ''Ben eskiden komünisttim... 1 Mayıs kutlamaları için parti beni Moskova'ya göndermişti. Orada tanışmıştım.'' Olay unutulmuş.. Üç beş ay sonra bu kez Amerika başkanı Nixon gelmiş İtalya'ya. Yine aynı program ve fabrika ziyareti.
Tezgahların arasında ''Vay Temel.Vay Nixon.'' muhabbeti...
İyice meraklanan patron ziyaretten sonra Temel'i yine çağırtmış. Soru da cevap da aynı;
''Bir ara Amerika'ya göç etmeye kalkıştım. New York'ta başım polisle belaya girdi. Bu Nixon o zaman çiçeği burnunda bir avukattı.
Beni o savunmuştu..'' Olay bu kadarla kalsa iyi. İki ay sonra Fransa başkanı De Gaulle ziyaretinde de aynı manzara yaşanınca Patron Agnelli derin bunalımlara
girmiş. Kendisini tanıyan yok. Yanında çalışan Temel'in uluslararası çevresi var. -De Gaulle'ü nereden tanıyorsun? -Nazilere karşı Paris'te yeraltı savaşı yapıyorduk... Özel kuryesiydim. -Sen herkesi tanır mısın? -Evet, hemen hemen... Patron iyice hırslanmış. -Neredeyse Papa da arkadaşım diyeceksin. Temel gülmüş. ''Tabii. Yakın arkadaşımdır.'' Çıldırma noktasına gelen Agnelli haykırmış :
-İspatla... İspatlayamazsan kovarım... Temel : -Tamam, bu pazar ayininde Vatikan meydanında olun. Papa balkondan halkı takdis ederken ben yanında olacağım. Patron pazar'ı iple çekmiş. Vatikan'da Papayı bekleyen kalabalığın arasına karışıp beklemeye başlamış.
Bir süre sonra Papa balkona çıkmış. Yanında Temel...
Kalabalığa bakıp, patronunu bulmaya çalışıyor. O sırada bir kargaşa olmuş. Biri bayılmış. Temel bayılanın kendi patronu olduğunu görünce Papaya
''Bana müsaade' deyip meydana koşmuş. Agnelli yerde yatıyor. Bir iki kişi de ayıltmaya çalışıyor. Temel çevresindekilere, ''Bu benim patronumdur; ne oldu?'' diye sorunca biri cevap vermiş : - Siz Papa ile balkona çıktığınızda bunun önünde iki Japon turist vardı. Japonlardan biri senin patronuna dönüp,
''Şu sağdaki bizim Temel, ama yanındaki kim?'' diye sorunca seninki düşüp bayıldı.
**** Temel olmak kolay değil ki !!
sevgimle ....
|
|
|
|
|
Logged
|
Her insan ayrı bir çiçektir. Kendisine has rengi ve kokusu vardır ... ** Sevgi ve saygı görmek için 1inci veya 2inci olmak gerekmez . Kendimiz olmak yeter.....
|
|
|
|
cimbom-idris
|
 |
« Yanıtla #55 : Mart 09, 2009, 12:56:41 » |
|
SÜNNETÇİ
Sünnetçinin biri yıllardır kestiği deri parçalarını saklamış ve bir gün
artık emekli olmaya karar vermiş.Elindeki derileri alıp terzinin birine gitmiş.
Sünnetçi:
-'' Bana bu derilerden birşey yap.Manevi değerleri benim için çok fazla '' demiş.
Terzi:
-'' Abi sen bir tatile çık gel o zamana kadar bende siparişini bitiririm '' demiş.
Sünnetçi tatile gidip gelmiş ve ilk iş olarak terzinin yanına uğramış.
Sünnetçi:
-''Ne oldu benim sipariş kardeş''
Terzi:
-''Senin işi hallettim abi,dur bir dakika getireyim'' demiş.
Terzi,sünnetçiye bir cüzdan uzatmış.Sünnetçi cüzdanı görünce sinirlenmiş.
Sünnetçi:
-'' Ulan bunca yılın emeği bu küçük cüzdan mı? ''
Terzi:
-''Öyle deme abi,senin verdiğin parçalarından yaptığım cüzdanı biraz
okşayınca valiz oluyor''
* * * * yaşamınızda gülümseme hiç eksik olmasın ...
|
|
|
|
|
Logged
|
Her insan ayrı bir çiçektir. Kendisine has rengi ve kokusu vardır ... ** Sevgi ve saygı görmek için 1inci veya 2inci olmak gerekmez . Kendimiz olmak yeter.....
|
|
|
|
cimbom-idris
|
 |
« Yanıtla #56 : Mart 16, 2009, 13:43:44 » |
|
Gülümseten akıl dolu fıkralar…
Başlıyoruz .....
Kaynana olmak sanattır... Genç bir çocuk heyecanla annesine gelir ve aşık olduğunu, evlenmek istedigini ve tanıştırmak istedigini söyler. Ama sadece eglence olsun diye eve 3 kız getirecegini ve annesinin evleneceği kızı tahmin etmesini ister. Ertesi gün 3 güzel kızla eve gelir. Otururlar, bir süre sohbet ederler. Bir süre sonra çocuk heyecanla annesine sorar: '- Tahmin ettin mi' diye. Anne duraksamadan cevap verir: '- Ortadaki kızılsaçlı.' Oğlan hayretle annesine sorar: '- İnanılmaz, nasıl bildin?..' Anne cevap verir: '- Bir tek ondan hoşlanmadım...'
************************************
Kadınlara şaka yapmaya gelmez... Kadının bir süreliğine iş seyahati için İngiltere'ye gitmesi gerekmektedir. Kocası eşini havaalanına kadar götürür. Kadın: '- Teşekkür ederim kocacığım, senin için İngiltere'den ne getirmemi istersin?' diye sorar. Adam güler ve yanıtlar: '- Bir İngiliz kızı istiyorum hayatım...' Kadın sessiz bir şekilde kocasından ayrılır ve yola çıkar. 2 hafta sonra adam karısını tekrar havaalanından almaya gider ve sorar: '- Hayatım gezin nasıldı?' Kadın: -'Teşekkur ederim hayatım çok güzeldi.' Adam: -'Peki hediyem nerede?' Kadın: -'Ne hediyesi?'
Adam: -'Hani bir İngiliz kız istemiştim ya...' Kadın: -'Haa hatırladım, evet elimden geleni yaptım, şimdi biraz beklememiz lazım kız olup olmayacağını görmek için!!!'
*************************
Geçim dünyası... Cinayet davasının sanığı olan kiralık katil, deliller karşısında suçunu kabul eder. Hakim sorar: - Neden işledin bu cinayeti? - Para için öldürdüm hakim bey! - Peki kaç lira aldın? - 5 bin YTL hakim bey! - Yahu sen ne biçim adamsın! 5 bin için adam öldürülür mü? Kiralık katil, boynunu büker : - Ne yaparsınız hakim bey! Üç ordan beş burdan geçinip gidiyoruz... *****
Bush ve Powell Başkan Bush ve Colin Powell bir barda oturuyorlarmis. İçeri bir adam girmis; onları görünce yanlarına gitmiş: '- Sizi görmek büyük bir onur. Ne yapıyorsunuz burada?' '- İran operasyonunu planlıyoruz' demiş Bush. '- Gerçekten mi? Peki neler olacak İran'da?' Bush: '- Bu kez birkaç milyon İranlı ve iri göğüsleri olan bir sarışın öldüreceğiz' diye cevap vermiş. 'Bir sarışın mı? Öldürmek mi? Neden büyük göğüslü bir sarışın öldüreceksiniz?' diye bağırmış adam şaşkınlıkla... Bush, Powell'a dönmüş: '- Gördün mü bak, ben sana söylemiştim, 17 milyon İranlı kimsenin umurunda değil diye.' ***** Berber ve Adam Adam en yoğun saattte berbere girip sorar: '- Ne zaman bana sıra gelir?' Berber, '- İki saat sonra' der. Adam çıkar, gider. Üç gün sonra aynı adam berbere girip sorar: '- Ne zaman bana sıra gelir?' Berber, '- Bir buçuk saat kadar' der... Adam çıkar, gider. Bir hafta sonra yine aynı manzara: '- Ne zaman bana sıra gelir?' Berber: '- En az bir saat.' Adam çıkar, gider. Son seferinde berber dayanamaz. Adamın ardından çırağını gönderir: '- Bak bakalım bu herif nereye gidiyor?' Bir süre sonra çırak döner: '- Adamı izledim usta.' Berber merakla sorar: '- Eeee, nereye gidiyor buradan çıkınca?..' Çırak Ali, yanıt verir: '- Sizin eve usta!..' *****
Yaşlılık Ahmet bey 97'sinde... Hüseyin bey ise 92'sine erişmiş. Yıllardır dostlukları devam etmekte... Bir gün Ahmet bey, Hüseyin beyin evinde yemeğe davet edilmiş. Ahmet beyin dikkatini çekmis o gece... Hüseyin bey karısına hitap ederken 'Gülüm', 'Hayatım', 'Balım', 'Tatlım', 'Şekerim', 'Sevgilim', 'Ruhum' gibi laflar kullanıyor. Bir ara karısı mutfaktayken yine: '- Birtanem, nerelerdesin, yemeğin soğuyacak' demiş. Ahmet Bey dayanamamış: '- Yahu dikkat ediyorum, karına ne iltifatlı laflar ediyorsun. Ballar, şekerler.... Bunca seneden sonra olacak sey değil, bravo sana' demiş. Hüseyin Bey şöyle bir arkasını dönüp karısının hâlâ mutfakta olduğunu tespit ettikten sonra: '- Sorma birader' demiş... '- Ne balı ne şekeri... 10 yıl oluyor bizim hatunun adını unuttum. Bir türlü çıkaramıyorum...' *****
Benzerlik
İki emekli parkta güvercinlere yem atıyorlarmış. Birincisi: '- Şu güvercinlere ne zaman yem atsam siyaset adamlarımızı hatırlıyorum' demiş. Diğeri '- Neden?' diye sorunca eklemiş: '- Yerde dolaşırlarken elimizden yiyorlar. Havalanınca da kafamıza ediyorlar...'
|
|
|
|
|
Logged
|
Her insan ayrı bir çiçektir. Kendisine has rengi ve kokusu vardır ... ** Sevgi ve saygı görmek için 1inci veya 2inci olmak gerekmez . Kendimiz olmak yeter.....
|
|
|
|
cimbom-idris
|
 |
« Yanıtla #57 : Nisan 27, 2009, 13:24:07 » |
|
Yaşamdan gülümseten dersler.
Ders 1.
Adamın biri tam duşa girmek üzeredir ve karısı da duşunu almış olarak kabinden çıkmaktadır ki, kapının zili çalar. Kapıya kimin bakacağı konusunda ufak bir tartışma sonrasında kadın pes eder. Üzerine bir havlu alarak merdivenleri aşağı iner ve kapıyı açar. Gelen eşinin arkadaşı x'tir. Kadın daha selam veremeden x "havlunuzu üzerinizden yere düşürürseniz size anında 300 Euro veririm" der. Kadın bir müddet tereddüt eder, ancak havlunun düğümünü açarak havlunun düşmesini sağlar. X ona bakar ve 300 Euro verir ve söze devam eder: "Antrede doğabilecek ufak bir tensel yakınlık için size 500 Euro daha verebilirim, hem de derhal" der. Önce şaşkın, fakat daha sonra adrenalinin verdiği heyecan ve alacağı para ile yapabileceklerinin anlık hayaliyle kısa bir duraksamadan sonra kabul eder. Yaşamış olduğu olayın ve kısacık bir süre içerisinde edinmiş olduğu ufak servetin heyecanıyla merdivenleri yukarı çıkarak banyoya geri döner. Hala duşta olan eşi ona kimin geldiğini sorar. "Arkadaşın x" diye cevap verir kadın. "Çok iyi, ona borç verdiğim 800 Euro'yu getireceğini söylemişti, onu getirdi o zaman."
1. hikayeden çıkartılacak ders : Eğer bir ekipte çalışıyorsanız bilgiyi saklamayın, paylaşın. Karar mekanızmasında belirleyici olabilir. Böylece yanlış anlaşılmaların ve dışarıya karşı kötü duruma düşmenin önüne geçebilirsiniz.
Ders 2 :
Aracının direksiyonuna geçip kiliseye gitmek üzere yola koyulan rahip yolda yürümekte olan bir rahibeye rastlar. Aracını durdurur ve kiliseye kadar onunla gelmek isteyip istemediğini sorar. Kadın arabaya biner ve bacak bacak üstüne attığında bacaklarının güzelliği ortaya çıkar. Rahibin gözü kayar ve bakayım derken kısa bir süre için aracın kontrolünü kaybeder. Aracı tekrar kontrol altına aldıktan sonra sağ elini rahibenin bacağı üstüne koyar. Rahibe ona bakar ve şöyle der : "Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?" Utançtan kıpkırmızı olan rahip derhal elini çekerek rahibeye özürlerini sıralar. Bir müddet sonra aklı tekrar karışır ve rahibenin bacağına tekrar dokunur vites değiştirme bahanesiyle ve rahibe aynı soru ile karşılık verir : "Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?" Utancından yine kızaran rahip elini çeker ve "afedersin kardeşim, insanoğlu zayıf düşebiliyor" der. Kiliseye vardıklarında rahibe arabadan iner ve tek kelime söylemeksizin, ancak çok manalı bir bakış fırlatarak kaybolur. Rahip aceleyle içeriye koşturur ve bir İncil alarak 129. ayeti açar okumak için. 129. ayet şöyle demektedir : İleriye gidiniz, daha yukarlarda arayınız. Orada güzellikler bulacaksınız. 2. hikayeden çıkartılacak ders : Görev alanınızla ilgili her zaman bilgili olun, aksi taktirde fırsatları kaçırabilirsiniz.
Ders 3.
Pazarlamacı, şef sekreter ve personel müdürü bir öğlen paydosunda lokantaya doğru yürümektedirler. Parktaki banklardan birinin üzerinde sihirli bir lamba bulurlar. Lambayı ovarlar ve gerçekten de lambadan cin çıkar. "Aslında kişiye 3 dilek hakkı veriyorum ama sizler üç kişi olduğunuz için hepinizin birer dileğini gerçek yapacağım" der cin. Şef sekreter arsızca atılarak "önce ben" diyerek sıranın önüne yerleşir. "Bahamalarda, muhteşem bir sahilde tatil yapmak istiyorum. Tatilim hiç bitmesin ve hiçbir dert hayatıma girmesin" diye dileğini ifade eder. Ve hoop, ortadan kaybolur. Şimdi de pazarlamacı atılır ve "şimdi sıra bende" der. "Hayallerimdeki kadınla Tahiti sahillerinde Pina Colada içmek istiyorum" der ve hoop, o da ortadan kaybolur. "Şimdi sıra sende" der cin Personel Müdürüne. "İkisini de öğleden sonra işlerinin başında görmek istiyorum" der personel müdürü. 3. hikayeden çıkartılacak ders : Üstünüz olan birinin her zaman için önce konuşmasına izin verin.
* * * Sevgimle ....
|
|
|
|
|
Logged
|
Her insan ayrı bir çiçektir. Kendisine has rengi ve kokusu vardır ... ** Sevgi ve saygı görmek için 1inci veya 2inci olmak gerekmez . Kendimiz olmak yeter.....
|
|
|
|